İran ile Türkiye arasındaki ticaret, coğrafi yakınlığa rağmen sıradan bir sınır ötesi satıştan daha fazla hukuki ve operasyonel risk taşır. Başarılı bir işlem için yalnızca fiyat ve teslim tarihi değil; yaptırım uyumu, karşı taraf incelemesi, ödeme kanalı, ithalat izinleri, gümrük sorumluluğu ve uyuşmazlık çözümü daha sözleşme kurulmadan tasarlanmalıdır.
İran–Türkiye ticaretinde uyuşmazlıklar çoğu kez tek bir sözleşme ihlalinden değil, birden fazla riskin aynı anda gerçekleşmesinden doğar. Mal sözleşmeye uygun olsa bile banka transferi durabilir; ödeme hazır olsa bile ithalat kaydı veya ruhsat alınamayabilir; sevkiyat yapılsa bile GTİP, menşe, referans fiyat ya da zorunlu standart tartışması nedeniyle mal gümrükte bekleyebilir. Bu nedenle hukuki çalışma, uyuşmazlık çıktıktan sonra dava açmakla sınırlı değildir.
1. Yaptırımlar ve karşı taraf incelemesi
İran’a ilişkin ABD, Birleşmiş Milletler ve diğer yaptırım rejimleri; ürünün niteliği, sektör, para birimi, ödeme bankası, taşıyıcı, sigortacı, nihai kullanıcı ve ortaklık yapısına göre farklı sonuçlar doğurabilir. Türk şirketinin ABD’de faaliyeti bulunmaması riski kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ticaret Bakanlığı da İran’la işlem yapan kişi ve kurumların ABD ile doğrudan ticari ilişkileri olmasa dahi sorun yaşayabileceğine dikkat çekmektedir.
OFAC, gıda, tarım ürünü, ilaç ve tıbbi cihaz satışları için belirli istisnalar bulunduğunu açıklasa da işlemin yaptırım listesinde yer alan kişilerle veya yasaklı faaliyetlerle bağlantılı olmaması gerekir. FATF’nin İran’ı yüksek riskli ülke olarak değerlendirmesi de bankaların müşterini tanıma, gerçek faydalanıcı ve fon kaynağı incelemelerini ağırlaştırmaktadır. Bu alandaki hukuki destek; tarafların ve gerçek faydalanıcıların taranması, ürün ve nihai kullanım analizi, sözleşmeye yaptırım beyanları eklenmesi, fesih veya ifanın askıya alınması mekanizmalarının kurulması ve düzenli yeniden taramayı kapsar.
2. Ödeme, kambiyo ve banka kaynaklı uyuşmazlıklar
İran’ın kambiyo rejimi, çoklu kur yapısı ve uluslararası bankacılık kanallarındaki sınırlamalar; bedelin geç veya eksik ödenmesi, aracı banka tarafından bloke edilmesi, masrafların beklenmedik biçimde artması ya da ödeme belgesinin tartışılması sonucunu doğurabilir. Akreditif de tek başına kesin çözüm değildir; belge uyumsuzluğu veya bankanın yaptırım politikası ödeme yapılmamasına yol açabilir.
Sözleşmede ödeme para birimi, banka ve muhabir banka masrafları, ödeme anının tanımı, üçüncü kişi ödemesinin kabul edilip edilmeyeceği, kur değişikliği, banka reddi, alternatif hukuka uygun ödeme kanalı ve iade prosedürü açıkça düzenlenmelidir. Ticaret Bakanlığı, proforma faturayla yetinilmemesini, ayrıntılı satış sözleşmesi kurulmasını ve ABD doları dışında para birimlerinin değerlendirilmesini özellikle önermektedir.
3. İthalat izinleri, teknik düzenlemeler ve gümrük
İran’da mallar izin verilebilir, ruhsata tabi veya yasak ürün olarak sınıflandırılabilir. İthalatçı bakımından ticari kart, sipariş kaydı ve döviz tahsisi gerekebilir; gıda, kozmetik, ilaç ve tıbbi cihaz gibi ürünlerde ayrıca ruhsat ve teknik belge aranabilir. Güncel yasak listeleri, geçici kısıtlamalar ve yerli üretim incelemeleri sözleşme kurulduktan sonra dahi işlemi etkileyebilir.
Başlıca uyuşmazlıklar; yanlış GTİP veya menşe beyanı, tercihli tarifenin reddi, referans kıymet, zorunlu standarda aykırılık, ruhsat gecikmesi, malın gümrükte kalması, ardiye ve demuraj giderleri ile kaçakçılık iddialarıdır. Hukuki destek; ürün bazlı izin kontrolü, ithalat sorumluluğunun hangi tarafta olduğunun belirlenmesi, Incoterms kuralının sözleşmeyle uyumlu kurulması, gümrük kararlarına itiraz ve idari/yargısal başvuruları içerir.
4. Teslim, kalite, ayıp ve taşıma uyuşmazlıkları
Sınır ötesi satışlarda miktar, kalite, ambalaj, teknik özellik, teslim yeri ve riskin geçtiği an belirsiz bırakıldığında ispat güçleşir. Sınır kapısındaki gecikme, taşıyıcının sorumluluğu, hasar, eksik teslim veya ithalat izninin alınamaması kolaylıkla satıcı ile alıcı arasında sorumluluk tartışmasına dönüşür.
Sözleşmede güncel Incoterms kuralı ve belirli teslim noktası yazılmalı; muayene ve ihbar süreleri, bağımsız gözetim, numune alma, laboratuvar yöntemi, kısmi teslim, mücbir sebep, kamu otoritesi işlemleri ve fiyat uyarlaması düzenlenmelidir. Sevkiyat öncesi gözetim raporu, teslim tutanağı ve zaman damgalı yazışmalar delil planının parçası olmalıdır.
5. Distribütörlük, acentelik, ortak yatırım ve fikri mülkiyet
İran pazarına distribütör, temsilci veya ortak girişim üzerinden girildiğinde münhasırlık, bölge, hedef satış, stok, pazarlama izni, marka kullanımı, müşteri verileri ve sözleşme sonrası rekabet başlıkları önem kazanır. Temsilcinin yetkisinin belirsiz bırakılması, şirketi istenmeyen taahhütlerle karşı karşıya bırakabilir. Marka veya teknoloji lisanslanacaksa tescil, gizlilik, know-how’ın kullanım sınırları ve ihlal halinde başvuru yolları önceden incelenmelidir.
6. Uygulanacak hukuk, tahkim ve alacak tahsili
Sözleşmede yalnızca “tahkim uygulanır” demek yeterli değildir. Uygulanacak hukuk, tahkim kurumu veya kuralları, tahkim yeri, dil, hakem sayısı, tebligat yöntemi ve geçici hukuki koruma açıkça belirlenmelidir. Türkiye ve İran, New York Sözleşmesi’ne ticari uyuşmazlık ve karşılıklılık çekinceleriyle taraftır; bu durum yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi için önemli bir çerçeve sağlar, fakat tenfizi otomatik hale getirmez.
Yaptırımlar tahkim sürecini de etkileyebilir. ICC, yaptırım bağlantılı dosyalarda taraf ve gerçek faydalanıcı bilgilerini inceleyebildiğini, uyum kontrollerinin gecikmelere yol açabileceğini ve bazı ödemelerin ABD dolarıyla kabul edilmeyebileceğini açıklamaktadır. Bu nedenle tahkim yeri ve kurum seçimi yapılırken masraf avansının ödenebilirliği, avukat ve hakem ödemeleri, tebligat ve kararın icra edileceği ülkedeki malvarlığı birlikte değerlendirilmelidir.
Şirketler hangi hukuki hizmetlere ihtiyaç duyabilir?
Sonuç: Uyuşmazlığı sözleşmeden önce yönetmek
İran–Türkiye ticaretinde en etkili hukuki koruma, sevkiyattan önce başlar. Karşı tarafın kimliği ve ortaklık yapısı doğrulanmadan, ürünün güncel ithalat ve yaptırım statüsü kontrol edilmeden, bankanın işlemi gerçekleştireceği teyit edilmeden ve icra edilebilir bir uyuşmazlık çözüm planı kurulmadan yalnızca proforma faturaya dayanmak ciddi risk yaratır.
Her işlem; ürün, sektör, taraflar, para birimi, ödeme kanalı, teslim şekli ve nihai kullanım bakımından ayrı değerlendirilmelidir. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olay için hukuki görüş veya yaptırım uygunluğu onayı yerine geçmez.
Kaynaklar
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her dosya kendine özgü koşullar taşır; somut durumunuzu değerlendirmek için bizimle iletişime geçin →
